apoptozis

Fotoğrafım
apoptozis
İstanbul, CeRn OnUrSaL BAŞKANI olduğunu sanıyor, Turkey
Profilimin tamamını görüntüle

Evreka!..



Evreka!..

Düşüncelerin deli dolu felsefeleri olmasaydı insanoğlu hala binlerce yıl öncesindeki gibi mağaralarda yabani bir şekilde yaşıyor olurdu.

Antole France

   Belki içimizden mağarada yaşama arzusuna sahip olanlar vardır şahsen benim yok tabii nasıl dekore edildiğinin, mağara kavramının sizde yaktığı ışığın aynısının bende de de yanacak olmasının getirdiği düşük olasılığı göz önüne almazsak eğer. Diyebilirsiniz ki sadece “mağara” mı dikkatini çekti bu sözde o kadar mı mecazdan uzaksın diye, aslında böyle demenizi sağlamak ve “yabani” kelimesinin üzerine bir ışık yakmak istedim tabii mağara örneğini vererek sizi bu ışığa çekmeye çalıştığımı da itiraf edersem birbirimize karşı olan dürüstlüğümüzü kaybetmemiş oluruz.

   Söz konusu canlımız yani türünü temsil ettiğimiz “biz” lerin ilginç bir tarihi var yabanilikten çıktığımızı da hep dile getiririz bize göre binlerce yıl öncekiler yabanidir olsun ne de olsa binlerce yıl sonra ki insanlar da belki de bize “ıyy” diyerek bakacak ne yabanilermiş hala dünya da yaşıyorlarmış tabii o zaman da dünya bir mağara gibi gözükebilir  onlara neyse bu kadar “Battlestar Galactica” kokan kelimelerden sonra ufak ufak yazımıza doğru yol alalım ; eski tarihlere dönelim doğada geziyoruz canımız sıkılmış hadi bugün de mağaraya gidip resim çizeyim acıkırsam da ateşi bulur üstüne ava çıkar mangal yaparım demişiz günü gelmiş aklımızı kullanmışız firavun olmuşuz herkesi hizmetimiz altında çalıştırmışız,gün olmuş firavunun kölesi olmuş hizmet etmiş gün olmuş özgürlük adına türümüzün üzerinden tanklarla,eF 16 değil f 16 larla geçmişiz ve birçok rol almışız şu tarih sahnesinde.

   Nasıl yani ne diyor bu diyebilirsiniz, şimdi , insanımız yani yazımdaki ana karakter binlerce yıl önce elleri ile iş yapabildiği günden itibaren gelişmeye başlamış önce ortak iş sahası yaratarak kendi çevresindekilerle sosyal bir alan yaratmış bunu anlaşmanın insancası diyebileceğimiz dilin bize özgü olan bir çeşidi izlemiş peşinden doğaya olan ilginin resim olarak mağaralara çizilmesi gibi ilk sosyal dışa vurumlar tabi içlerinden birisi ünlü olmak,kız tavlamak içinde çizmiş olabilir ben burada yazı biraz entellektüel gözüksün diye  ;       

  ” doğasıyla olan etkileşiminin bir sonucu olarak mağaraya çizilen resimler ve insani düşüncenin getirdiği ilk ihtiyaç ”

kalıp tümcesini kullanacağım.Zamanla “dil,bilinç ve söylence” , ”ltür” ü oluşturmuş vu bu birbiriyle ilişkili üç olgu zamanında insanların tek dayanağı olarak ortalıkda kol gezniyorken aralarından bazıları söylencelerin içindeki gizli soruları kullanarak bilimin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır.

     Ana karakterimiz olan insanın insanlaşma yolunda şu anki zamanımızda  modernleşmeye yani bize, binlerce yıl sonrasında yaşayan birinin ise hala yabani  diyeceği ama yine bize dönüşmesi için geçen  süre zarfında her dönem sorunları olmuştur gerek ormanda gerek mağarada gerekse saraylarda yaşasın sorunları bitmemiş sorunlar dağ gibi yığılmış  sorun varsa çözüm de olmalı denmiş sorunluların sorunlarını çözecek aklını kullananlar çözüm üretmeye başlamış nasıl mı farklı şeyler düşünmeye başlamışlar sorular sormaya cevaplar vermeye - soru nedir cevap nedir sorduğumuz sorular doğru mu yanlış mı aldığımız cevaplara ne derece güvenebiliriz doğru nedir,neden birşeyleri tanımlamak istiyoruz - gibisinden ve daha fazlası şeklinde beyin fırtınaları kurmuşlar.

Ve bilimsel anlayış ve metodu doğurmuş bu süreç .Zamanla Evreka!… sözleride daha fazla duyulur bu durumun getirdiği kararlılık da daha net kendini gösterir olmuş.

Diyerek bu yazımı başladığı gibi bitireceğim …

Düşüncelerin deli dolu felsefeleri olmasaydı insanoğlu hala binlerce yıl öncesindeki gibi mağaralarda yabani bir şekilde yaşıyor olurdu.

Antole France

    Size bütün yazı boyunca önce mağara sonra yabani yaşam sonra da bilim üzerine bir metin, yer yer dikkatinizin ana konudan uzaklaştırmak için farklı yöntemlere ve üsluba başvurdum aslında bunların hepsi birer yemdi eğer buraya kadar okuma sabrını gösterdiyseniz -muhtemelen oltamdasınız demektir- şimdi size sunduğum sözün en dikkat edilecek noktası üzerine çekeceğim üstelik bu konu hakkında da hiç birşey yazmayacağım “Düşüncelerin deli dolu felsefeleri olmasaydı” kısmını görmenizi istemedim. Yazının tamamını sadece bu kısmın siz bu konu üzerinde düşündüğünüz zaman içerisinde üzerinizde yaratacağı etkiyi kendinizin de görmesi için yazdım. 

“Deli dolu bir felsefeyi yaşamak deli dolu olmayı beraberinde getirir.”

Tekrar Görüşmek Üzere Hoşça ve Deli-dolu kalın ve deli-dolu olmayı asla küçümsemeyin ne de olsa ;

Düşüncelerin deli dolu felsefeleri olmasaydı insanoğlu hala binlerce yıl öncesindeki gibi mağaralarda yabani bir şekilde yaşıyor olurdu.

Antole France


Onur Doğan

Diğer bilimler gibi,evrimsel biyoloji etik ve ahlak hakkında inançları yargılamak için kullanılamaz.Ne Tanrının varlığı gibi teolojik sorunlar kanıtlanabilir nede yalanlanabilir.

Evrim - Douglas J. Futuyma


Bilimin bize neyi güzel ya da çirkin , iyi ya da kötü,ahlaka uygun ya da ahlak dışı olduğunu söyleyemez.Bilim bize yaşamın anlamının ne olduğunu ve doğa üstü bir varlık olup olmadığını da söyleyemez(bkz. Gould 1999;Pigluicci 2002).


Steve Jones

"Yaratılışçılıkla bilimi iç içe geçirmemek gerekiyor. Bilimde kesinliğin olmadığı kanıtlar vardır, yaratılışçılıkta ise kanıtların olmadığı kesinlikler. Darwin'in şu sözlerini seviyorum: "Cehalet bilginin sağladığından daha fazla güven oluşturur. Böyle cahiller, çok değil az bilirler; ama bu güvenle, bilimin hiçbir zaman çözemeyeceği şu ya da bu şey hakkında gelişigüzel iddialar ortaya atarlar."Yaratılışçılar esas noktayı kaçırıyorlar. Onları asıl endişelendiren şey, evrimin güya, 1860'larda, smokin giyinerek yemeğe gelen bir şempanzeyi gösteren bir karikatürde anlatıldığı gibi insanın modern maymun olduğunu göstermesi."

Richard Dawkins - Kör Saatçi

"Sanki insan beyni özel olarak Darwinciliği yanlış anlamak ve inanılması güç bulmak için tasarlanmış.Örneğin,sık sık tümüyle raslantı olarak dramatikleştirilen "raslantı" konusunu ele alalım.Darwinciliğe saldıranların büyük bir çoğunluğu bu kuramda gelişi güzel raslantıdan başka bir şey olmadığı yolundaki yanlış fikre saldırıyorlar -hem de müthiş bir hevesle -.Canlıların karmaşıklığı raslantının anti tezini içerdiğinden,Darwinciliğin raslantıyla eşdeğer olduğunu düşünürseniz,karşı çıkıp çürütmeniz elbetteki kolay görünecektir!Üstlendiğim görevlerden biri de Darwinciliğin bir "raslantı" kuramı olduğu yönündeki miti yıkmak olacak."


Alıntı Kaynağı :Richard Dawkins - Kör Saatçi Sayfa IV


Stephan Jay Gould

Sigmund Freud,evrimin insan yaşamı ve düşüncesi üzerine geri dönüşü olmayan etkisni şöyle ifade etmiştir:

Zamanın akışı içinde insanlık,bilimin elinden gelen darbelerle iki kez,naif öz sevgisinin incinmesinin acısını yaşamak zorunda kalmıştır.Birincisi Dünya'nın evrenin merkezinde olmadığı,akıl almaz büyüklükte bir dünyalar sistemi içinde bir nokta olduğunu anladığında.(...)İkincisi,biyolojik araştırmalar özel yaratılmışlık ayrıcalığını elinden alıp soykütüğünü hayvanlar alemine düşürdüğünde.

Bu düşüşün bilincinde olmamızın,kırılgan dünyamızın sürekliliği için en büyük umudumuz olduğuna inanıyorum.Umalım ki "yaşamın bu görünüşü" ikinci yüzyılında çiçeklensin ve -bizler Hardy'nin tarlaları ve ağaçları gibi burada ne işimiz olduğunu merak etmeyi sürdürürken-bilimsel aklın sınırlarını ve verdiği dersleri anlamamıza yardımcı olsun.

STEPHAN JAY GOULD - Darwin ve sonrası -DOĞA TARİHİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

Sayfa VII

Sitede kullanılan resimler alıntıdır.
Links to Science Sites ve Links to Sites supporting Evolution isimli bağlantı listeleri http://www.evolutionpages.com/Links.htm sitesinden alınmıştır.